Aşağıdaki reklamlar istek dışı gönderilmektedir. Ş.YILDIZ
 
.
Menü  
  ANA SAYFA
  ŞÜKRÜ YILDIZ
  ► Resimleri
  ► Gezi ve Ziyaretleri
  ► Yazıları
  ► Görev Geçmişi
  ► Katıldığı Kurs ve Seminerler
  ► Verdiği Kurs ve Seminerler
  ► Yurt Dışı Görevi (Fransa - Nantes)
  ► Okyanus Dergisi
  ► BÜLTEN (Kayabaşı Çayır Kur'an Kursu)
  ► Hayat Okulu
  ► Tashîh-i Hurûf Kursu (Kastamonu)
  KARABÜK İMAM-HATİP LİSESİ
  => Umre Organizasyonu (1990 Karne Tatili)
  1990 MEZUNLARI BULUŞMA PLATFORMU
  K A İ M D E R
  PEDAGOJİK FORMASYON
  NEY ÜFLEME SANATI
  DİN HİZMETİ
  KUR'AN KURSU
  İLİTAM (Ankara İlahiyat Lisans Tamamlama)
  KUR'AN-I KERİM
  ÇOCUKLAR İÇİN
  KİTAP - ANSİKLOPEDİ - E-KİTAP
  EĞİTİM (İlk ve Orta Öğretim)
  KİŞİSEL GELİŞİM (Motivasyon)
  EDEBİYAT
  TARİH
  COĞRAFYA
  YABANCI DİLLER
  SAĞLIK
  AİLE EĞİTİMİ
  İLAHİ
  Anket
  Ziyaretçi Defteri
Umre Organizasyonu (1990 Karne Tatili)


Umre Organizasyonu


 1990 yılının "Karne Tatili"nde gitmiş olduğumuz ve 
unutamadığımız "UMRE ORGANZASYONU'na ait resimlerden oluşan 
bir video çalışması



Umre Resimleri için tıklayınız....


******************************************

Umre Notlarım

 
26 Ocak 1990 Cuma
 
Cuma günü Karabük İmam-Hatip Lisesi önünden saat 14.45’te hareket ettik. İkindi namazını Azaphane Deresi’ndeki “Canpazar Tesisleri”nde kıldık. Akşam namazımızı da Kızılcahamam’ı geçince “Tunahan”da eda ettik. Ankara’ya geldiğimizde Bekir ve H. İbrahim hocalarımızı bıraktık. (15 Karne Tatili olduğu için oradan memleketlerine gidecekler.) Yatsı namazımız da Konya Makası “Baron Tesisleri”nde kıldık.
 
27 Ocak 1990 Cumartesi 

Sabah namazını Osmaniye Sanayi Sitesi’ndeki “sanayi Cami”nde kıldık. Şu anda saat 06.46. Dümdüz ve yemyeşil bir bölgede otobüsümüz yolda süzülüyor adeta. Abdüssamet’ten “Yasin Suresi”ni dinliyoruz.
Gaziantep’e 100 km. kala “Kızlaç” denilen yerde bir çay salonunda kahvaltı yaptık. Çay parasını ben ödedim. (2000 TL)
Urfa – Birecik’te mola verdiğimiz tesisten saat 11.00 civarında ayrıldık. Burada arkadaşım Ömer ÖNÜT’le resim çektirdik. Çevreye baktığımda evlerin çatısının olmayışı çok dikkatimi çekti. Birecik’ten çıktıktan sonra bir anda güneşli bir hava oluştu.
 
13.302da Urfa’ya indik. Hz. Eyyüp Peygamber ve Makamı’nı ziyeret gittik. Orada Hz. Eyyüb (AS)’ın çile çektiği yeri ve ayağını yere vurup da su çıkardığı mekanı gördük.
 
(Not: Hz. Eyyüp peygamberin, M.Ö. 2100 yılında Suriye'de Şam ile Ramla arasında üst diyarı denilen ülkenin Desniye köyünde dünyaya geldiği rivayet edilmektedir. Cüzzam hastalığına tutulan Eyyüp Peygamber, Rahime adlı karısı ile mağarada çile çekmeye devam ederek Allah'a ibadetten vazgeçmez. Bütün ıstıraplarına rağmen Allah'a asi olmaz. Sonunda, Eyyüp Peygamber imtihanı kazanır, Allah tarafından belirtilen şifalı su ile yıkanarak iyileşir, hanımı ile kendisine mal ve evlat ihsan edilerek daha sonra uzun müddet yaşar. Şanlıurfa merkezinde bulunan Hz. Eyyüp peygamberin çile çektiği mağara, Eyyüp Peygamber Makamı olarak ziyaret edilmektedir.)
 
İkindi namazından önce daha önceleri Karabük İmam-Hatip Lisesi’nde görev yapmış olan Hayati BAZİKİ hocamızla tam ümidimiz kestiğimiz bir anda Balıklıgöl’ün yanında görüştük. Otobüsümüze geldi ve herkese “Hoş geldiniz!” dedi. Birlikte resim çekindik. İkindi namazını “Rızvaniye Camii”nde kıldık ve ben müezzin oldum. Urfa kalesi’ne çıktık.
 
 
(Not: Rızvaniye Camii: Halil-ür Rahman Gölü'nün kuzey bitişiğindeki camii, 1716 yılında Rakka valisi Rızvan Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Camiin geçme ve kakma tekniklerinde yapılmış ahşap kapısı üzerinde yer alan panolardaki bir saksıdan çıkan dallar ve Rumili kompozisyonlar, XVIII. yüzyıl süsleme özelliklerini yansıtır. İnşa tarihinden kalmış olan bu kapı, ahşap süslemeli olmasından dolayı Urfa camileri içinde tek örnektir. Halk arasında " Zulûmiye Camii " " Rıdvaniye Camii " olarakta bilinmektedir. Kaynak: www.urfakultur.gov.tr )
 
Akşam kafilemizdeki öğretmenlerimizle birlikte Hayati Bey’in evine gittik. Orada güzel bir sohbetten sonra hocamızın özenle yaptırmış olduğu Urfa’nın meşhur lahmacununu yedik. “Az acılıdır ha” dese de yüzümüz kıpkırmızıydı.
Yatsıyı “Dergah Camii”nde kıldık ve önünde hocalarla birlikte resim çektirdik. Hayati Bey’le vadalaştktan sonra tam yola çıkacakken Ankara İlahiyat Fakültesi umre kafilesinden (Karabük İHL 1986 mezunlarından) Ali ÖZTÜRK’le karşılaştık.
 
28 Ocak 1990 Pazar
 
Geceleyin Nezirhan’a gelmişiz. Sabah namazını burada kıldık. Saat 08.00 sularında Cizre’de konakladık. Burada en çok dikkatimi çeken şey sigara (Marlboro) satan küçük yaştaki çocukların PKK’yı istiyor olmalarıydı. Buradan da ayrıldıktan sonra Dicle üzerinde bir köprüden geçtik.
 
Habur sınır kapısına 10 km. kala Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hacılar için oluşturduğu dinlenme tesislerine ulaştık. Burada otobüsümüzü temizledik. Kendi grubumuzla beraber yemeğimizi yedik. Namaz kıldık. İmam olmuştum. (Kafilemiz 5-6 kişilik gruplar halindeydi ve her gruba ait kumanyamız mevcut idi. Müsait yerlerde durup her grup kendi yemeğini yapar, çayını içerdi. Tencere, tava, çaydanlık vs. ayarlanmıştı.)
 
Habur’da vaktimiz müsait olduğu için diğer okullara ait umre kafilelerinden biri olan Sarıyer İmam-Hatip Lisesi ile maç yaptık. 4-2 yenildiğimiz için öğretmenlerimizden Mehmet YILMAZ kızdı…
 
Bu konaklama esnasında daha önce (1989 Yaz Dönemi) Kastamonu Eğitim Merkezi’nde eğitim gördüğümüz dönemden iki arkadaşımızla karşılaşmıştım.Akşam namazını kıldık.
 
Saat 17.00. Habur’da sınır köprüsünün ortalarındayız. Hala geçemedik. Önümüz ve arkamız ışıklarla dolu. Irak toprakları hemen karşımızda… Bir levhada “Merhaben biküm fi’l Irâk” yazıyor. Hocalarımızda bir telaş. Pasaportlarımız ayarlanıyor. Sağ tarafta bir Irak askeri var. Köprüde variller aralıksız dizilmiş durumda. Pasaportları almaya gelen asker bayağı yakışıklıydı. Geldi ve selam verdi.
Köprü’den ileri geçtikten sonra sıra çok olduğu için bekledik. O sırada bekçi olan vbir askerin yanına sokuldum ve biraz konuşmaya çalıştım. Adı, Âbid. Ailesinden ayrı olmasından, askerliğin zorluğundan ve uzunluğundan şikayetçiydi.
 
Bu esnada Urfa İmam-hatip Lisesi kafilesinden Arif (hayati Bey’in kayın biraderi) ve Kasım’la tanıştım. Çok cana yakınlar.
 
         Kontrol esnasında yanımızdaki erzaklardan elmalara el koyulduğunu duyduk. Herkes elmaları saklamaya çalışıyordu. Sonradan anladık ki; Irak’ta elma çok bulunmadığı için ona bir rağbet var… Hatta bunu bilen diğer kafilelerden bazı açıkgöz öğrenciler Türkiye’den çuval çuval elma alıp bunları Irak’ta mola yerlerinde satma niyetindelermiş.

                                                                          devam edecek.........





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: abdulbaki( ), 23.07.2009, 11:29 (UTC):
elinize sağlık hocam çok güzel olmuş rabbim inşallah umrenizi kabul etmiştir inşallah cümlemize nasip eder



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:
 
   
Facebook beğen  
   
Reklam  
   
"Uyanan bir düşünce kolay kolay uyuyamaz" (T. Carlyle)  
 

DUYURU PANOSU

"Bende sıklet, sende letafet... Allah'ım affet! Latiften af bekler kesafet... Allah'ım affet! Etten ve kemikten kıyafet... Allah'ım affet! Şanındır fakire ziyafet... Allah'ım affet! Acize imdadın şerafet... Allah'ım affet! Sen mutlaksın, bense izafet! Allah'ım affet! Ey kudret, ey rahmet, ey re'fet! Allah'ım affet!" Necip Fazıl KISAKÜREK

SİTENE EKLE

 
4 ziyaretçi
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=